Sıkça Sorulan Sorular

Beyin İle İlgili Sık Sorulan Sorular

Beyin kanamasının en tipik belirtisi, kişinin hayatında ilk kez hissettiği “aniden başlayan, dayanılmaz derecede şiddetli baş ağrısı”dır. Buna ek olarak;

  • Bulantı ve fışkırır tarzda kusma,

  • Yüzde veya vücudun tek tarafında uyuşma/güç kaybı,

  • Konuşmada bozulma,

  • Bilinç bulanıklığı veya nöbet geçirme durumlarında zaman kaybetmeden acil servise gidilmelidir.

Hayır. Beyin tümörleri iyi huylu (benign) veya kötü huylu (malign) olabilir. Meningiom gibi birçok iyi huylu tümör, ameliyatla tamamen çıkarıldığında hasta ek bir tedaviye (ışın/kemoterapi) ihtiyaç duymadan tamamen sağlığına kavuşabilir.

Beyin anevrizması, beyin damar duvarındaki zayıf bir noktanın balonlaşmasıdır. Genellikle patlayana kadar hiçbir belirti vermez ve başka bir nedenle çekilen MR veya BT’de tesadüfen saptanır. Ancak büyüyen anevrizmalar göz arkasında ağrı, çift görme veya göz kapağında düşme yapabilir. Patladığında ise subaraknoid kanamaya (şiddetli beyin kanaması) yol açar.

Beyin omurilik sıvısının (BOS) emilim veya dolaşım bozukluğu nedeniyle beyin karıncıklarında birikmesi ve kafa içi basıncını artırmasıdır. Sadece bebeklerde değil, yetişkinlerde de (örneğin “Normal Basınçlı Hidrosefali”) görülebilir. Yetişkinlerde yürütme bozukluğu, idrar kaçırma ve unutkanlık üçlüsü ile kendini gösterir. Tedavisinde sıklıkla şant ameliyatı uygulanır.

Bu durum tamamen tümörün veya hasarın beynin hangi bölgesinde olduğuna bağlıdır. Özellikle karar verme, sosyal davranışlar ve duyguları yöneten frontal lob (alın bölgesi) lezyonlarında veya ameliyatlarında geçici ya da kalıcı kişilik, duygu durum değişiklikleri gözlemlenebilir.

Sinir İle İlgili Sık Sorulan Sorular

Eldeki ilk 3-4 parmakta uyuşma, karıncalanma ve özellikle gece uykudan uyandıran ağrılarla seyreden bir durumdur. Erken evrelerde bileklik kullanımı, ilaç tedavisi veya fizik tedavi uygulanır. İlerleyen evrelerde veya kas erimesi başladığında, yaklaşık 10-15 dakikalık lokal anestezi altında yapılan küçük bir cerrahi müdahale ile sinir rahatlatılır.

Siyatik, vücudun en uzun siniri olan siyatik sinirinin bel veya kalça bölgesinde sıkışması/tahriş olması sonucu kalçadan başlayıp bacağa ve ayağa kadar yayılan ağrıdır. Ancak bacağa vuran her ağrı siyatik değildir; damar hastalıkları, kalça eklem problemleri veya kas ağrıları da benzer belirtiler verebilir. Kesin tanı için muayene ve gerekli görülürse MR çekilmelidir.

Yüzün duyusunu sağlayan trigeminal sinirin bası altında kalmasıyla ortaya çıkan, yüzde aniden başlayan, “elektrik çarpması” veya “bıçak saplanması” gibi hissedilen çok şiddetli bir ağrıdır. Yemek yerken, diş fırçalarken hatta yüze rüzgar değdiğinde bile tetiklenebilir. İlaç tedavisine yanıt vermeyen vakalarda mikrovasküler dekompresyon (MVD) ameliyatı veya radyocerrahi uygulanır.

Ulnar sinirin dirsek seviyesinde sıkışması sonucu oluşur. En tipik belirtisi serçe parmak ve yüzük parmağında uyuşma, karıncalanma ve güç kaybıdır. Genellikle dirseğin uzun süre bükülü tutulduğu durumlarda (telefonla konuşurken, uyurken) şikayetler artar.

Çevre sinirler (periferik sinirler) çok yavaş da olsa (günde yaklaşık 1 mm) kendini yenileme yeteneğine sahiptir. Ancak sinir tamamen kesildiyse kendi kendine birleşemez; mikrocerrahi yöntemlerle dikilmesi gerekir. Sinir ezilmelerinde veya hafif basılarda ise zamana ve fizik tedaviye ihtiyaç duyulur.

Omurga İle İlgili Sık Sorulan Sorular

Bel fıtıklarının %90’ından fazlası istirahat, ilaç ve fizik tedavi ile iyileşir. Ameliyat şu 3 durumda zorunlu hale gelir:

  1. İlerlemiş güç kaybı: Ayakta düşme (düşük ayak) veya bacakta belirgin kas zayıflığı.

  2. Cauda Equina Sendromu: İdrar/gaita kaçırma veya cinsel bölgede his kaybı (acil ameliyat gerektirir).

  3. Dayanılmaz ağrı: 4-6 haftalık ameliyatsız tedavilere rağmen geçmeyen şiddetli ağrı.

Gelişen mikrocerrahi ve nöromonitörizasyon teknolojileri sayesinde günümüzde ameliyata bağlı sakat kalma riski son derece düşüktür.

Yaşlanmaya bağlı olarak omurilik kanalının daralması ve içinden geçen sinirleri sıkıştırmasıdır. En belirgin semptomu “vitrin bakma hastalığı” olarak bilinen, yürürken bacaklarda ağırlık/ağrı hissedilmesi ve kişinin durup dinlenme ihtiyacı duymasıdır. Hafif vakalarda egzersiz ve fizik tedavi fayda sağlasa da, yürüme mesafesini ciddi oranda kısıtlayan ileri vakalarda cerrahi olarak kanalın genişletilmesi gerekir.

Evet. Boyun fıtığının en sık karşılaşılan belirtisi kola, omuza ve kürek kemiğine yayılan ağrı ve uyuşmadır. İlerleyen fıtıklarda kolda güç kaybı oluşur. Bazen omurilik üzerindeki baskıya bağlı olarak dengesizlik ve baş dönmesi hissi de eşlik edebilir.

Platin, omurganın anatomik yapısını korumak ve hareketsizleştirip sabitlemek (füzyon) için kullanılan titanyum vidalardır. Her bel veya boyun fıtığı ameliyatında platin takılmaz. Platin genellikle omurga kayması (listezis), ciddi omurga eğrilikleri (skolyoz/kifoz), kırıklar veya omurganın aşırı gevşek/stabil olmayan durumlarında tercih edilir.

Skolyoz ameliyatı, eğriliğin derecesine (genellikle 40-45 derece üzeri) ve hastanın kemik gelişimine göre planlanır. Ergenlik döneminde kemik gelişimi tamamlanmadan veya tamamlandıktan hemen sonra yapılabilir. Cerrahi ile omurga düzeltilerek sabitlenir ve ilerlemesi durdurulur; başarı oranı oldukça yüksek bir ameliyattır.